Wednesday, June 6, 2007

OZA

Selam Oza, evde, geceleyin
Ya da uzakta bir yerde, neresi olursa olsun,
Havlarken köpekler, yalarken kendi gözyaşlarını
Senin soluğundur duyduğum ses.
Selam Oza!

Nasıl bilebilirdim, sinik ve gülünç,
Bir kişi gibi, ürkerek giren bir göle,
Gerçekten korku olduğunu aşkın, söyle?
Selam Oza!

Ne korkunç, bir başına düşünmek şimdi seni?
Daha da korkunç, bir başına değilsen oysa:
Şeytan öylesine doyumsuz bir güzellik vermiş ki sana.
Selam Oza!

Ey-insanlar, lokomotifler, mikroplar
Gerin kanatlarınızı elinizden geldiğince ona.
Harcatmam onu, dokundurtmam kılına.
Selam Oza!

Yaşam bir bitki değilse aslında,
Neden dilimliyor, parçalıyor insanlar onu
Selam Oza!

Ne acı bu denli geç rastlamak sana
Ve böylesine erken ayrı kalmak sonunda.

Karşıtlar getiriliyor bir araya
Bırak çekeyim kahrını ve acını kendime
Çünkü acılı kutbuyum mıknatısın ben,
Sense sevinçli. Dilerim sonuna dek kalırsın öyle.

Dilerim hiç bilmezsin ne denli hüzünlüyüm.
İnan, kendimle üzmeyeceğim seni.
İnan, dert olmayacak sana ölümüm.
İnan, yük olmayacağım sana yaşamımla.

Selam Oza, dilerim ışıl-ışıl kalırsın hep
Bir sokak fenerinden sızan bir ışık gibi.
Suçlayamam bırakıp gittiğin için beni,
Şükür ki girdin yaşamıma.

Selam Oza!...

2 comments:

kamse said...

hay allah, artık korkuyorum kapilari acmaktan... davetsiz misafir olmadim umarim, cunku eger oyleysem cok uzulecegim simdi kalkip gitmek zorunda kalacagim icin. ne dedim ben? diyorum ki, dunyanin butun bavullari viz gelir artik bize... hepsiyle nasil basedecegimizi ogrendik. sayemizde de az yer gezmedi köftehorlar... :) oza'ya yakışmadı bu yorum biliyorum, selam ona, affetsin artık beni.

Berk said...

Hadi ama daha çok daha çok yazın.Boş bırakmayın buraları.Sonra it köpek ürür keneler yer kelimelerinizi.