Friday, May 9, 2008

Yolculuk

E, yola düşmeli o vakit. Mademki durulmaz artık buralarda, gitmek lazım o vakit.
Gitmeli de nereye? Öyle ha deyince çıkıp gidilmiyor ki. Bir sürü ayar lazım. İş, güç, ev, insanlar... Hepsinin ayrı beklentileri var, hepsine ayrı bir zaman ayırmak lazım. Öfff, bir yığın iş şimdi. Vaz mı geçsek? Ama yok yok, dedik ya, durulmaz artık buralarda. Gitmek lazım.
Önce bir bilet almalı. Bir yere. Nereye? Nereden başlamalı? İnceldiği yerden başlamalı. Önce orası kopacak çünkü. E, hadi o zaman, inceldiği yere bir bilet alalım.
Neyle gidilir oraya? Gemiye benzer bişiyle. Gemi gibi bişey işte, denizde gidiyor ama sen görmüyorsun denizi. İçine sıra sıra koltuklar koymuşlar, sen orada oturuyorsun, her taraf kapalı ama denizde gidiyorsun. Denizi görmüyorsun, dalga sesi de yok, beyaz köpükler de martılar da. Bak bu iyi işte. Gevreğimiz bize kalır o vakit. Martı yoksa gevreğimizi kendimiz yiyebiliriz afiyetle. Güvertede çay ve sigara da yok ama çünkü güverte de yok.
Olsun, görmesek de biliyoruz ya denizde olduğumuzu, o bile yetiyor. Tangır tungur merdivenlerden çıkarken hissettik gemide olduğumuzu. Ağır ama metal bu yüzen şey, ağır ama demirden, yüzüyor da...
Bindik gemiye. İki kere bilet kontrolünden sonra. Bu kadar mühim bişiy miymiş bu??? Yerimizi bulduk, oturduk. Çocuk sesleri, yemek kokuları, asık suratlar... Homurdanan insanlarla dolu ortalık. Niye mutsuz bu kadar insanlar? Herkes mi ipleri koparmaya gidiyor bu gemiyle? Bu gemi tek bir limanda mı duracak? Sadece ipleri inceltenler binebilir, onlar da koparacaklarından eminlerse. İpleri hala kalın olanlar, ince olup da koparmak istediklerinden emin olmayanlar, lütfen gemiyi terk edin; bu sizler için yapılan son çağrıdır, lütfen gemiyi terk edin.
Gemiyi en son kaptan mı terk ederdi fareler mi? Farelerin konumuzla ilgisi yok ama kaptan terk ederse biz nasıl gideceğiz bu gemiyle? Aranızda gemi kullanmayı bilen var mı?
Herkes yerleşti, kimse gemiyi terk etmedi. Yetişkinler yerlerine oturup surat asmaya devam ettiler, çocuklar bağrış çığrış koşuşturmaya... Gemide gezinmek sadece çocuklara serbest, yetişkinlere yasak. onlara sadece surat asmak serbest. Bir de eli tesbihli adamlar ara sıra kalkıp camdan dışarı bakabilirler. Onlar da ne göreceklerse bu karanlıkta... Günler uzadı ama o kadar da değil, bu saatte karanlık hala.
Pekala o vakit, çocuklar koşmaya, büyükler homurdanmaya devam etsinler; biz de gidelim. Gidelim de görelim bakalım şu iplerin durumunu. Bakalım ne kadar incelmişler, nasıl kopacaklar, ne kadar acıtacak koparken ya da belki de bir düğüm atıveririz inceldiği yere. Sağlamlaştırdığımızı zannederken en çok acıtacak noktayı kendi ellerimizle öreriz...
(13.04.2007)

1 comment:

siss said...

yazmak lazım. gidenlere, açıktakilere, limana döneceklere fener olmak lazım.